Son üyemiz: breckjense. Aramıza Hoşgeldin!

21 Ekim 2017 Cumartesi   

Otokritik.com Logo
  Kullanıcı Adı:   Parola:   Beni Hatırla? 
 

Üye Ol

   

Forum

 

İçerik

Trafik Kameraları Canlı Yayın

Araba Fotoğrafları

İçerik Fotoğrafları bölümü için tıklayın

Akaryakıt Fiyatları

K.Benzin 97  4,91 TL 
K.Benzin 95  4,82 TL 
Motorin  4,35 TL 

Casus Fotoğraflar

Casus Fotoğraflar bölümü için tıklayın

Sponsor Bağlantılar

 
  Otomobil Kavramı ve Acınası Evrimi
Emre Aksoy
Emre Aksoy

Otomobil kavramının insanoğlunun hayatındaki önemi ve doldurulamayacak yeri, Carl Benz tarafından ilk otomobilin icat edildiği yıllardan beri süregelen bir olay olsa gerek. İnsanların büyük bir kısmı otomobil denen makineye çekiç ya da tost makinesi gibi bir araç gözüyle değil; bir tutku, yaşama amacı, statü sembolü, hayat arkadaşı ya da sanat eseri gözüyle bakar. Arabadan hiç anlamadığını iddia eden (ve gerçekten hiç anlamayan) insanların bile gözü hep sokaklarda gezen otomobillerde olmuştur. Demek istediğim şey, uzun mesafeler arası ulaşımı kolaylaştırmak için yaratılan bu makine, amacından öte insanların pek çok manevi ihtiyacını da karşılayabilecek bir objeye dönüşerek modern toplumda önemli bir yer edinmiştir.

İnsanların hayatındaki böylesine önemli bir olgunun ilerleyen zamanla ve teknoloji ile birlikte değişmesi, evrimleşmesi de çok normal.  Ancak son yıllarda meydana gelen radikal değişim benim huzurumu kaçırıyor. Doğduğumdan beri arabalarla haşır neşir olan bir insan olarak bu huzursuzluğumu sizlerle de paylaşmak istedim...

Yazının objektif olabilmesi için konuya bu radikal değişimin iyi tarafından bahsederek başlamak istiyorum. Otomobil sektörünün son 6-7 senesindeki gelişmeler, uçak sektörünün jet motorunun icadında sonraki yıldırım hızıyla gelişmeye başlamasına çok benziyor bence. 80'li yıllardan bu yana otomobiller kademeli olarak gelişti evet, ancak bu geliştirmelerin çoğu iyileştirmeden öteye geçemeyecek şeylerdi hep. Atmosferik motorların beygirleri 5'er 6'şar artarak ilerlerdi, ABS ya da airbag gibi güvenlik unsurları daha etkili hale getirilirdi vs... Demek istediğim gelişim daima söz konusuydu, ancak gıdım gıdım ilerliyordu. Şu son 6-7 seneye baktığımızda ise inanılmaz denecek gelişmelere şahit olduk: Verimli turbolarla düşük hacimli ama son derece kuvvetli motorlar, hibrid otomobiller, çift kavramalı  ve F1 arabalarından hızlı vites değiştiren şanzımanlar, radarlı kaza önleme sistemleri, led aydınlatmanın kullanımı... 1980'den bu yana 1.6 litre motorların beygir ortalaması 100 ila 110 arasıyken şu son 6-7 senedir çıkan 1.4 litrelik motorlar 160-170 beygirlerde dolanıyor. Yetmediği gibi 20 senedir beğenerek kullandığımız 1.6 litre motorlardan daha az yakıt tüketiyorlar. Bu motorlar bir de çift kavramalı şanzımanla kombine edildiği zaman ortaya pek çok spor arabayı terletecek hesaplı otomobiller ortaya çıktı. Motor ve şanzımandaki sıçramaya benzer pek çok sıçrama araç elektroniğinde de gerçekleşti. Yakından takip edenleriniz ne demek istediğimi anlamıştır herhalde... Bütün bunlar o kadar kısa bir süre zarfında meydana geldi ki... Şaşkınlığımı kelimelere dökemiyorum...İnanılmaz...

Beni huzursuz eden konu ise iyi gelişmelerin beraberinde pek çok radikal kötü gelişimi de getirmiş olması. AB normlarının otomobiller konusunda giderek katılaşması sonucu markalar kimliklerini belirleyen unsurlardan teker teker vazgeçmek zorunda bırakılıyor. 

Yaya güvenliği konusundaki katı kurallar nedeniyle tasarımların hepsinin burnu küt, çirkin ve birbirine benzer bir hal alıyor. Eskinin aerodinamik, rüzgar gibi akan burun tasarımlarından eser kalmadı artık... 

Emisyon normlarının karşılanabilmesi için büyük hacimli, ihtişamlı motorlar yerlerini küçük hacimli, çift turbolu teknolojik gizmolara bırakıyor. Kağıt üstünde aynı gücü (hatta fazlasını) üretiyorlar ve bu sırada çok daha düşük yakıt tüketiyorlar, evet. Ancak hiç biri eski toprağın tadını veremiyor.

Ve bu bahsettiğim zavallı evrimin en büyük kurbanı da BMW olacak ne yazık ki. Otomobil meraklısı bir insana BMW dendiği zaman aklına şunlar gelir: Önde uzunlamasına yerleştirilmiş, 6 silindirli atmosferik motor, arkadan itiş, yüksek devir ve BMW lere özgü olan o eşsiz metalik motor tınısı... Geçenlerde BMW'nin Münih'te yaptığı açıklamaya göre 2014 yılına kadar tüm BMW modelleri turbo motorlarla donatılacakmış. Bu yetmezmiş gibi motorlar yanlamasına yerleştirilmiş 3 silindirli turbo olabileceği gibi önden çekişli modeller de tanıtacaklarmış. Şahsen yılların BMW fanı olarak 3 silindirli önden çeker bir arabaya BMW demeye gönlüm el vermiyor.  En üzücü olan ise bir sonraki M3'ün 3 turbolu 3.0 litrelik bir motora kavuşacağı. Yeni turbo motor 450bg güç üretebilecek, güzel, ama güncel M3'ün 4.0 litrelik, 8300 devir çevirebilen o eşsiz motorunun sesini ve beraberinde keyfini verebilecek mi? Hiç sanmıyorum.

Tüm bu gelişmeler eski zamanların flamboyant, marjinal ve biraz da çılgın otomobillerinden hızla uzaklaşmamıza sebep oluyor. Yetmediği gibi 60-70 senelik tarihi boyunca kendine has bir kimlik kazanmış markaların kimliklerini kaybetmesine de neden oluyor. Hybrid ve elektrikli otomobillerin yaygınlaşması ile bu gidişat daha da vahim bir durum alacak.

Ve otomobili araçtan çok yaşama amacı yapan, ona ruh veren tüm bu özellikler teker teker yok edildikçe, otomobil dediğimiz şey bugünkü özel kavramını yitirip tekrar bir "araç" haline dönüşecek... Çok yazık...

Emre Aksoy

Facebook Fan Sayfası

Veritabanları

Sitede Arama

Satılık Countryman S  
Satılık MINI Cooper S Countryman ALL4 için tıklayın için tıklayın

      Otomotiv Sözlüğü     

Külbütör mili: Külbütör mili çelik alaşımdan yapılmış, içi boşaltılmış ve iki başına özel tapalar takılmış düz bir mildir.

Günün Garajı

Günün garajını görüntülemek için tıklayın
  Yazarlar
   Hosting Sponsoru: Atahost.net   Reklam | İletişim  
X